betulozmen

Oca 222014
 

Hediyeciğim özellikle beni görmek için gelmiş.

Telaşlanmış.

Orta yaş bunalımında olduğumu düşünmüş.

Çok fazla enerji veriyorsun dedi.

Bu konuya açıklık getirmeli.

Benim benden taşan öyle aman aman bir enerjim yok.

Sadece sizde olanı yansıtma yeteneğim var.

Siz bana bakıyorsunuz, ben de sizden geleni aynen yansıtıyorum.

E hepiniz birden bakınca, yansıyan da çok oluyor.

İndirin bakiiiiim gözlerinizi yere :-), bunalıma sokmayın beni.

Oca 222014
 

Semih abi, şarapları üstlendi.

Ben işin başında, “Bizde ne kadeh var, ne bi şi, buradan Migros’tan ne lazımsa halledersiniz” demiştim ve rahattım.

Rakı içenlere bardaklarımı verdim, o ayrı 🙂

Semih abi olaya sonradan dahil oldu ve şarapları üstlendi.

Neymiş efendim, Migros’ta istediği kalitede bulamazmış, adres verecekmişim,

kargolayacakmış.

Hiç hazır değilim böyle bir şeye.

Çaktırmadım ama aldı beni bir karın ağrısı.

Şimdi karizmayı çizdirmek de var işin ucunda. Birlikte yaşamdı, şuydu buydu

diye zıplayıp duran benim, şimdi ben nasıl diyeyim “Yok ben teslim alamam,

yok ben taşıyamam” diye.

Yahu hadi ben neyse de, Nevfel ağır abidir. Vakt-i zamanında abilerine içki

almadı diye ailenin birbirine girmişliği vardır.

Sürekli bulunacağım yer olarak işyeri adresimi verdim ama Nevfel, şişelerden kırılan falan olur diye,

doğru bulmadı işyerine gelmesini.

Ben dua ediyorum “Allah’ım n’olur kırılmasın, kimse de fark etmesin!”

Sonuçta işyeri sahipleri de nasıl derler, mütedeyyin insanlar. Şu hale bakar mısınız!

Neyse.En son, artık ne olduysa, Semih abi şarapların kargo bürosundan

alınmasına karar verdi cumartesi günü. Nevfel ve Nezih abi de gidip teslim

aldı. 3 şişe kırılmış kargoda 🙂

Eve geldi şaraplar 🙂 Doğru balkon masasına.Kırılanlar temizleniyor, gazeteye

sarılıp paketleniyor.

Ve tam evden çıkmak üzereyiz, kapılar açık, sesler apartmanda

yankılanıyor.”Şarapları aldınız mı?”

“Şaraplar salonda!” “Şarapları getirin!” Ehe ehe.

Semih abinin o ifadesini görmenizi isterdim : “Betül, Nevfel’in adını yazdım

alıcı olarak! Senin adın kirlenmesin! Erkekler çeker böyle yükleri, bu işler

böyledir!”

Kızma ama Semih abi, kardeşim Davut’un yüz ifadesi sendeki. Dolayısıyla,

bundan sonrası için konuşuyorum,  esip gürlemelerin bana sökmez!

Oca 222014
 

Güher Siirt’ten gelirken Siirt fıstığı getirmiş.

Çok lezzetli bir şey, Cuma akşamından başladık yemeye.

Bizim bilmeceyi bilenin ödülü adının köftelerle yazılması idi.

Peki “bilmese de cevap verenin ödülü ne olacak” dediler.

“Onu da..Fıstıklarla yazarız!” dedim!

Güya kendi çapımda fıstıkları onurlandırıyorum.

Fakat Güher buna çok bozuldu.Bir aşağılama olarak algıladı 🙂

Biz piknik yerinde köftelere dalınca, isim falan yazmayı unuttuk.

Sonradan, bari fıstıklarla yazayım dedim Hadi abinin adını (bilmedi ama en

azından çabaladı diye),

Ama Güher’in “Gene mi fıstıklardan bahsediliyor!” sesiyle tırstım

ve isim falan yazamadım 🙂

Oca 222014
 

Aileden Gülcan abla, oğlu ve gelini, küçük Mina için hamak kurdular.

Bir ara telaşlı sesler duydum. Önder abinin hamaktan düşmüş olduğunu gördüm.

Yerde oturuyor ve bozuntuya vermeden telefonla konuşmaya devam ediyordu 🙂

Hadi doktor, elini yaralamış Nevfel’e verdiğin gibi, kendine de çalışabilir raporu ver bakiiimmm..

hamaktandusmus

Oca 222014
 

Kokoreç kıymak için et tahtası getirmeyi unutmuşuz.

Çilek kasası bu işi layıkıyla gördü.

En işe yarar buluşlar, yoksunluk sonucu yapılıyor 🙂

kokorectahtasi1

***
Fethi abinin konuyla ilgili yazısı :

İnce bir tahta sandik.
Uc mm kalinliginda tahtalar.

Ustune serce konsa gitti.
Uzerinde kokorec dograyacagiz bunun
Tak tak tak.

Nasil?

Once cilek sandiginin ayaklari asagi olacak,
yere basacak. Donmus kokoreci kas gucuyle
kesiyorsun. Darbe yok.

Tahta ince.
Ustune serce konsa gitti.

Dilimlenmis kokorec mangala gidiyor.

Mmmm oluyor.

Is bitmedi: Tak tak tak gerek.

Cilek sandigi tepetakla. Tabani yerde olmali, esnememli.
Kirilir garibim.

Elde yarimsar ekmek bekleyenler var etrafta.
Sonrasi mi?

Kacirmasaydiniz. Bi tencere de siz getirseydeniz.

Bizim isler de o kadar ince degil dostlar.

Sevgi yalnizca.

Fethi

Oca 222014
 

Güher Erbil Siirt’te şantiyedeydi.

Cuma akşamı uçakla Ankara’ya döndü, havaalanından çıkmadan Adana uçağına

bindi.

Şantiye kokusu ile geleceğine dair gözümüzü epeyce korkuttu ama korkulan

olmadı.

İki kocaman kutu Siirt fıstığı ile anlamlı bir katkı sağladı.

 

Oğuz Gülseren de Erzurum’dan Ankara’ya, Ankara’dan Adana’ya uçarak

köfteseverlik uğruna maceraya girişebileceğini kanıtladı. Beraberinde

getirdiği Erzurum kadayıf dolması (içli köfte gibi, içi cevizle dolu

kadayıflar) gerçekten nefisti.

Oca 222014
 

köfteci

“Haydi şarkı için toplanıyoruz” dediğimizde,

Semih abi sol yumruk havada, köfteler için bir devrim marşı söylemeye başladı tüm kalbiyle.

İri yarı bir adam, gür bir ses, yüzünden okunan muziplik.

Susturduk şükürler olsun.

 

***

Köfteci Şarkısı (*) :

Bende bu cehennem gibi yürek olmasa

Hem de deli rüzgâr gibi hasret olmasa

Bir de cana can katan o sevdan olmasa, sevdan olmasa

Ah bu hayat çekilmez, ah bu hayat çekilmez

Sen olmasan köfte, ah bu çile çekilmez

 

Bende bitip tükenmeyen umut olmasa

Ferhat’ın dağları delen sabrı olmasa

Bir de cana can katan o sevdan olmasa, sevdan olmasa

Ah bu hayat çekilmez, ah bu hayat çekilmez

Sen olmasan Fethi, ah bu çile çekilmez

Sen olmasan Nevfel, ah bu çile çekilmez

 

Gönlümde bu dinmek bilmez sızı olmasa

Gözlerimde gözlerinin izi olmasa

Bir de cana can katan o sevdan olmasa, sevdan olmasa

Ah bu hayat çekilmez, ah bu hayat çekilmez

Sen olmasan dostluk, ah bu çile çekilmez

(*) Güher Erbil 68 tarafından, şarkıya verilen isim.

Güher şarkı sözlerini Siirt’te, şantiyede çoğalttı.

Fethi abiye sürpriz, Nevfel’e jest yapıldı.

Provasız, amatörce, ama gönülden söylendi.